Mısır, kişi başına milli gelir bakımından Afrika'nın en zengin ülkesidir. Fakat dünya ülkeleri arasında ortalarda yer alır. 1980 yılından evvel Mısır, iktisaden dünyanın en kötü on ülkesi arasındaydı. Camp David Anlaşmasından sonra Enver Sedat'ın yeni ekonomik tedbirleri ile % 10 kalkınma hızı ile dünyanın en hızlı kalkınan ülkeleri arasında yer aldı.
Mısır, sulama sistemlerinin düzenlenmesinden evvel oldukça fakir ve dengesiz bir ülkeydi. Daha sonra açılan kanallar ve inşa edilen sulama sistemleriyle, Nil suları kontrol altına alınmıştır. Böylece yılda ancak bir defa alınabilen ürün miktarı üçe çıkmıştır.
Nil Vadisi ve deltası tarıma elverişli olan bölgedir. Ekilebilir alanların artmasına sebep olan barajlar ve sulama sistemleri gibi su kontrol sistemlerinin en önemlisi, Büyük Assuan Barajıdır. Bu barajın inşası Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından planlanmış ve ancak çeşitli sebepler yüzünden 1902 yılında tamamlanabilmiştir.
En son olarak 1934'te yükseltilmiş olan baraj, 4 km uzunluğunda, 110 m yüksekliğinde olup, 500.000 hektarlık yeni bir arazi bölümünü ekime müsait kılmıştır. Barajın hemen güneyinde 554 km uzunluğunda, 5000 km2 yüzölçümündeki Nasır Gölü yer alır.
Böylece on iki türbini olan barajlardan yılda 10 milyar KW'lık elektrik üretilebilmektedir. Yaklaşık 130 milyar metreküp su hacimli baraj, son yirmi yıl içerisinde tarım ürünlerinde üç misli bir artışa sebep olmuştur.
Baraj çevresi, Nil vadi ve deltası ve kıyı bölgelerde daha çok pamuk, fasulye, mısır, buğday, şekerkamışı, akdarı, pirinç, soğan, patates, sebze ve meyve yetiştirilir.
Mısır, maden bakımından zengindir. Petrol, manganez, çinko, demir, kurşun, fosfat, krom, altın, amyant, kükürt, volfram ve titan en önemli madenleridir. Ayrıca, kireç taşı, tuz, bazalt ve pembe mermer oldukça bol çıkarılır.
En önemli ihraç ürünleri; pamuk, pirinç, petrol, tabii gaz, fosfat, tuz, demir, manganez, sigara, post ve deridir. Buna karşılık dışarıdan buğday, makine, teknik malzeme, harp silahı, araç ve gereçleri satın alır.
Mısır ekonomisi, tarımdan başka endüstri ve turizme de dayanır. Tekstil, kimyevi ürünler, petro-kimya ve çimento başlıca endüstri dallarıdır. Mevcut eski ve tarihi eserler, her mevsim uygun iklimi ve kıyıları turistlerin ilgisini çekmektedir.
Dünyanın yedi harikasından olan piramitler ve İskenderiye feneri, kral mezarları, sfenksler önemli turizm gelir kaynaklarıdır. Bundan başka uzun ve çeşitli tarihe sahip olmasıyla Mısır, birçok milletin izlerini taşır. Özellikle Emeviler, Abbasiler, Memlükler ve Osmanlılardan kalma cami ve medreseler, han ve kervansaraylar önemli tarihi yerlerdir.
Mısır'ın diğer önemli gelir kaynaklarından biri de Süveyş Kanalı ve Sina Yarımadasındaki mevcut petrol kuyularıdır.
Süveyş Kanalı Firavunlar devrinden beri mevcuttu. M.Ö. 600 yıllarında Nil ile Kızıldeniz birleştirilmişti. Sonraları kumla dolmuştu. Yavuz Sultan Selim Han, İkinci Selim Han ve Üçüncü Mustafa Han zamanlarında kanal için teşebbüslerde bulunulmuş ve nihayet 1859'da Mısır Hidivi Said Paşa zamanında 50.000'in üzerinde işçi kullanılarak kanal kazılmaya başlandı.
1869'da hizmete açıldı ve üç yıl sonra senetleri İngiltere'ye satıldıysa da, 1956'da millileştirildi. Genişliği 150 m, derinliği 14 m ve uzunluğu 172 km olan kanal, Mısır ticari dengesindeki pürüzlerin yarısından çoğunu karşılamaktadır.
1967 İsrail Harbi bu gelirlerin kaybına yol açtıysa da Enver Sedat'ın Camp David Antlaşmasını gerçekleştirmesinden sonra tekrar ekonomik kalkınma hızına katkıda bulunmaya başlamıştır.
Ulaşım: Mısır'da yerleşim merkezleri arasında yeterli bir ulaşım ağı vardır. 5335 km'ye varan demiryolları, devlet tarafından işletilmektedir. Karayollarının uzunluğu ise 32.241 km'ye ulaşmıştır. Bu yolların % 52'si asfalt kaplıdır.
Demiryolları ve karayollarının büyük bir kısmı yerleşim bölgesinin yoğun olduğu Nil Havzası boyunca yer almaktadır.
Nil'in büyük kısmında, belli tonaja kadar olan gemilerle ulaşım yapılmaktadır. Aynı zamanda iki yanı denizle çevrili olan Mısır'da her türlü geminin yanaşabileceği limanlar vardır. Ülkenin büyük şehirlerinde ve büyük kısmında hava alanları bulunmaktadır. Hava ulaşımı Mısır Hava Yolları tarafından sağlanmaktadır.
Başkanlık sistemine dayanan Mısır Cumhuriyeti, 25 idari bölgeye (illere) ayrılır. En güçlü lider kabul edilen başkan, altı yılda bir halk tarafından seçilir. O da, hükumeti kurar ve başkanlık görevini yürütür. Ayrıca kendisine yardım edecek bir başkan yardımcısı vardır.
On üyesi devlet başkanınca tayin edilen meclisin geri kalan 392 üyesi, beş yıl için halk tarafından seçilir. Mısır vilayetleri, valiye bağlı olup, müdürlerle idare edilen kazaların temsilcilerinden meydana gelen 'il konseyi' tarafından idare edilir.
Mısır'da 1952'de yapılan askeri darbe, Melik Faruk'u devirmiş ve yerine yeni bir politik sistemin devri başlamıştır.
Sedat döneminde daha çok barışçı ve ekonomik kalkınmaya dönük bir politika takip edilmiştir. Bunun neticesi ABD aracılığıyla gerçekleştirilen Camp David Barış Antlaşması ile İsrail'le barış sağlanmıştır.
Ayrıca ekonomik kalkınma gerçekleştirilmiş ve nükleer santraller yapılmıştır. Enver Sedat'tan sonra yerine geçen Hüsnü Mübarek, liberal iktisad sistemi, özel teşebbüs, basın hürriyeti, çok partili demokrasi hayatı olan Sedat modelinde bir değişiklik yapmadı.
GÜNDELİK HAYAT
Mısır’ın can damarı olmaya devam eden Nil Nehri’nin nüfusunun %96 sı çetin doğa koşullarıyla uğraşmak yerine Nil Deltası’nda ya da Nil Vadisi’nde yaşamaktadır.
1971 yılında yapılan Assuan Yüksek Barajı Nil’in eski taşkın döngüsüne son vermiştir.Bununla birlikle Mısırlı çiftçiler(fellahlar) yapay gübrlere bel bağlamak zorunda kalamamıştır. Kırsal yerleşim Mısır’da yoğun bir şekilde tarım yapılan tarlaların çevrelediği, nüfusunun 500 ile 10.000 arasında değişen köylerden oluşmaktadır.
Bu evler çoğunlukla bir veya 2 katlı olup her köyde bir cami ya da kilise ayrıca renkli güvercin yuvası, birkaç dükkan ve resmi bir hükümet binası vardır.Köylerde yaşayanların çoğu tarımla ilgilenir. Her yerde tarlalarda uğraşan veya manda, koyun ve keçi gibi değerli hayvanlarını otlatan geleneksel celebiyyeleri (uzun gömlek) içinde çiftçiler görülür.
Kentsel nüfus ise 1980’lerden sonra hızlıca artmıştır. Tarım alanları üzerindeki baskının artması ve kentlerdeki hizmet sektörününgelişmesi çoğu Mısırlının kırsal yerlerden kentlere göç etmesine sebep olmuştur.
Kentlerde ki binalar çoğunlukla düz çatıları ve balkonları olan birbirlerine çok yakın inşa edilmiş iki katlı ya da yüksek apartmanlardan oluşmaktadır. Bununla birlikte kentlerde ki aşırı nüfus artışı yüzünden trafik tıkanıklıgı gibi sorunlara yol açmıştır.
Mısır genelinde hala aile ataerkil toplumun en önemli parçasıdır.Bir bireyin sosyal kimliği geleneksel olarak o kişinin ilişkiler ağındaki konumuyla sıkı sıkıya bağlantılı olup günümüzde ise aileler daha dağınık ve bir arada yaşan büyük aile ideali giderek azalmaktadır.
DİN VE KÜLTÜR
Mısır toplumunun her düzeyini güçlü dinsel inançları desteklemektedir.Mısır anayasında İslam resmi din olarak kabuledilmekte ve nüfusun % 90’ı Sunni Müslüman, kalan kısmıda çoğunlukla Kopt kilisesine bağlı Hıristiyandır.
Buna rağmen eger bir Mısırlıya ‘’Yarın görüşürüz’’ derseniz dini inancınız ne olursa olsun size cevabı hep aynı olacaktır ‘’İnşallah’’. Aslında Mısırda bulunan çok sayıda ki kumarhane, bar, gece kulübü ve sahil beldesi sıradan turistler için, özellikle de büyük kentlerin dışında yaşayan Mısırlıların geleneksel ve dinsel değerlerine çok fazla bağlı ve hayli tutucu olduklarını gizleyebilir niteliktedir.
Mısır toplumu içinde kumar oynamak, içki içmek genellikle hoş karşılanmaz ve erkekler deniz kıyısı dışında şort giymezler ve kadınlarda çoğunlukla herzaman kapalıdırlar. Kadınlar daha çok bağımsızlıklarını ve eğitim haklarını kazandıkları 1970’lerde, tarım dışı iş gücünün önemli bir kısmını oluşturdukları için çoğu Müslüman kadın hicap (türban) kullanmıyordu.
Ama 1990’lı yıllarda İslamcı tutcuların istekleri ile kadınlar daha mütevazi giyinmeye, Kahire de dahi olsa başlarını kapatmaya, bol giyisiler giymeye başladır fakat buna rağmen yinede çalışan kadın sayısında ki yükseliş değişmemiştir.
Mısırlılar yıllarca yabacılar tarafından yönetildi,ancak Cemal Abdül Nasır’ın son yabancı yabancı yanlısı kralı tahtan indirdiği ve halkı için gerçek Mısırlı kimliğini biçimlendirdiği 1952 yılından itibaren tam bağımsız olmuşlardır.
Bu dönemde Mısır bir siyasi karmaşa ikilemine karşın, Arap dünyasının divası Ümmü Gülsüm’ün büyük kitlelere konser verdiği, Necib Mahfuz’un en ünlü romanlarını kaleme aldığı bir kültürel canlanma dönemi olarak kabul görmektedir.
Mısır edebiyatını tek başına canlandırmayı başaran Necib Mahfuz 1988 yılında Nobel Ödülünü almıştır. Mısır’da Necib Mahfuzla rekabet eden çok az yazar okitlesi olmuştur. Mısır’da hala Ümmü Gülsüm’ün duygusal müziği dükkanlarda, taksilerde çalınmaktadır.
Mısır sineması ise 1940 ve 1950’lerde altın çağını yaşamıştır. Bütün Arap dünyası için filmler yapılmaktaydı. Günümüzde ise sadece uluslararası film festivallerinde daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşabilen birkaç bağımsız film dışında övgüye değer bulunan çok az filmi vardır.