Tevrat, Tora veya Pentateuk, (Arapça :تورة tawrah, İbranice : תורה Torah, Yunanca: Pentateuch), Tanah ve Eski Ahit'in ilk beş kitabına verilen isim. Musa'nın Beş Kitabı olarak da bilinir. Orijinal olarak İbranice yazılmıştır. Tanrı tarafından Musa'ya indirildiğine inanılan beş kitaptan oluşur.
İslam öğretisinde Museviliğin kutsal kitabının Tevrat olduğu görüşü egemen olmuştur. Oysa Tevrat, Musevi Kutsal Kitabını (Tanah) oluşturan 39 kutsal metnin sadece ilk beşinden ibaretti.
Tevrat adı, İbranice Torah sözcüğünün Arapça biçiminin Türkçe'ye uyarlanışıdır. İbranice "öğretme, gösterme, yönlendirme, öğreti, yasa" anlamına gelir.
Tevrat'ı oluşturan kitapların İngilizce ve bazı diğer Batı dillerinde kullanılan adları, Tevrat'ın 2. yüzyılda yapılmış Yunanca çevirisinden gelmiştir. Yunanca ismi olan Pentateuch, penta (beş) ve teukhos (kitap) sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.
Hıristiyanlık, Tevrat'ı ve Tanah'ın diğer kitaplarını kutsal kabul eder, ancak Tanrı'nın İsa vasıtasıyla yeni bir ahit getirdiğini kabul eder. Bu nedenle Musevi Kutsal Kitabını Eski Ahit olarak adlandırır. Yahudilik İsa'yı ve Yeni Ahit'i kabul etmediği için Tanah'ın Eski Ahit olarak adlandırılmasını uygun bulmaz.
Tevrat'ın bölümleri (Musa'nın Beş Kitabı)
• Tekvin veya Yaratılış :
Dünyanın ve insanın yaratılışını, Cennetten kovuluşu, Nuh tufanını, İbrani halkının ataları olan İbrahim, İshak, Yakup ve Yusuf'u anlatır.
• Çıkış veya Mısır'dan Çıkış :
Yahudi halkının Musa önderliğinde Mısır'dan çıkışını ve yıllarca Sina çölünde yolunu kaybedişini, on emrin indirilişini, temel yasaların kabulünü anlatır.
Levililer :
Harun'un oğullarının kâhin atanmasını ve eski İsrail'in tapınma düzenini anlatır.
Sayılar veya Çölde Sayım :
İsrail halkının Sina Dağı'ndan göçüp Kenan ülkesinin doğu sınırına varıncaya kadar başından geçenleri anlatır. Ayrıca Kenan sınırında Tanrının Musa aracılığıyla verdiği yasaları içerir.
Tesniye veya Yasanın Tekrarı :
Musa'nın ölümünden önce Moav Çölü'nde halkına verdiği öğütleri içerir.
Tekvin (Tevrat)
Tekvin (Yaratılış), Tanah ve Eski Ahit'in ilk beş kitabını oluşturan Tevrat'ın birinci kitabı. Toplam 50 baptan oluşur.
Batılı dillerdeki adı Yunancada "yaradılış, doğuş" anlamına gelen Genesis kelimesinden gelir. İbranice adı Bereşit, "Başlangıç" anlamına gelmektedir.
Dünyanın yaratılışını, Adem ile Havva'yı, cennetten kovuluşu, Habil ve Kabil'i, Nuh Tufanı'nı, Babil Kulesi'ni ve İbrahim, İshak, Yakup ve Yusuf peygamberleri anlatır.
Nuh (Arapça: نوح, İbranice: נוֹחַ ve ya נֹחַ; Noah ve ya Noach), İbrahimi Dinler'de (Musevilik, Hristiyanlık ve İslam) kendisinden söz edilen Tufan Peygamberi. Tevrat'ta Nuh'un 950 yıl yaşadığı söylenir. Kuran'da da, elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadığı geçmektedir. İslam geleneğinde Nuh ile İbrahim arasında bu kadar zaman olduğuna inanılır.
İbrahim (Peygamber)
İbrahim peygamber, oğlunu kurban etmek isterken. Rembrandt'ın eseri.
İbrahim (Arapça:إبراهيم, İbranice: אברהם Avram, Abraham) yaklaşık olarak M.Ö. 20. yy'da yaşamış dini şahsiyet.
Musevilik ve Hristiyanlığa göre din büyüğü, İslam'a göre peygamberdir. İshak ve İsmail'in babasıdır. Bu nedenle Yahudilerin ve Arapların atası olduğuna inanılır.
İslam'da İbrahim
Şanlıurfa'daki İbrahim Mağarası'ndaki taş yazıt.
Kur'anda bir çok ayette ismi açıkça geçmekte olan bir peygamberdir. İslam'a göre günümüzde bulunan İbrahimi dinler var olmadan önce kendisine Allah tarafından peygamberlik verilmiştir.
Allah kendisine samimiyetinden dolayı "Halil" yani dost sıfatını vermiştir. Günümüzdeki Halil İbrahim söylemi buradan gelmektedir. Ayrıca, İbrahim Peygamber'in "Hanif" yani Allah'ın birliğine inanan, Allah'a ortak koşmayan biri olduğu özellikle belirtilmiş ve Onu sevenlerin de Allah'ı bir olarak bilmeleri ve Allah'a ortak koşmamaları istenmiştir.
Kuran'da İbrahim Peygamber'in, özellikle Allah'a şirk koşan putperestlerle ve kendini ilah sayan yöneticilerle yaptığı çetin mücadele anlatılmaktadır. Bu mücadelesi sonucu ona cevap veremeyenler, onu ateşe atarak cezalandırmak istemişler fakat bunda başarılı olamamışlardır.
İslam'da İbrahim'in oğlunu kurban etmesinin istenmesi konusundaki imtihanı önemli bir yer tutar ve her yıl Kurban Bayram'ında bu olay da yad edilir.
Bu konu Saffat Suresinde şöyle anlatılmaktadır:
100 - (İbrahim) “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.”
101 - Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
102 - Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.
103,104 - Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!”
105 - “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.”
106 - “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.”
107 - Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.
108 - Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
109 - İbrahim’e selam olsun.
110 - İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
111 - Çünkü o mü’min kullarımızdandı.
İshak
İshak (Arapça: إسحاق, İbranice: יצחק) üç İlâhi dinin de atası kabul edilen İbrahim'in iki oğlundan biri. Diğer oğlu İsmail'dir. İshak, Allah'ın İbrahime vaat ettiği ve kısır olan eşi Saradan mucizevi bir şekilde doğan oğuldur.
Yakup Peygamberin babasıdır. Yani İsrailoğulları, İshak peygamberin soyundan gelmektedir. Türkçe'deki anlami güler olan, ibranice bir isimdir.
Yakup (İshak'ın oğlu)
Yakup'un Melek'le güreşi, Gustave Doré'nin eseri, 1855
Yakup (Arapça: يعقوب, İbranice: יעקב) İbrani din büyüğü ve atası [1]. İslamiyet'e göre peygamberdir. Babası İshak, amcası İsmail, büyükbabası İbrahim'dir.
Yusuf'un babasıdır. Yakup'a tanrı tarafından İsrail ismi verilmiştir (Yaradılış 32:28). Kur'an'da da İsrail ismi Yakub yerine kullanılmıştır (Al-i İmran, 93). Bu nedenle Yakup'un oniki oğlunun soyundan gelenlere "İsrailoğulları" denir.
Yakup (İbranice: Yakubo) "sonra gelen, yerine geçen" anlamına[1] anlamına gelir. "Topuk" kökünden gelmektedir. Doğumu esnasında ikizkardeşinin topuğunu tuttuğuna inanılır [2]
İsrail kelimesi "Tanrının yolunda, doğru yolda"[3] anlamına veya "Tanrıyla güreşen" anlamına gelir. İsra (İbranice:güreşmek) ve el (Semitik dillerde tanrı) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.
Yahudi ve Hristiyan kaynaklarına göre
Yakup'tan Yahudi kutsal kitabı Tanah'ın (Hristiyanlık'ta Eski Ahit) Yaratılış kısmında bahsedilir. İshak ve Rebeka'nın ikiz oğullarından küçük olanıdır. Doğum sırasına göre kendinden büyük olan ikizinin adı Esav'dır.
Büyüdüklerinde kardeşi Esav usta bir avcı oldu. Yakup ise sürekli çadırda oturuyordu. Esav babaları İshak'ın favorisi idi çünkü eve bol bol av eti getiriyordu. Yakup ise anneleri Rebeka'nın favorisi idi.
Birgün Esav eve aç geldiğinde Yakup mercimek çorbası karşılığında "ilk oğulluk" hakkını kendisine vermesini istedi. Esav karnı aç olduğu için kabul etti. Yakup ona sözünden dönmeyeceğine dair yemin ettirdi.
Yakup'un İshak tarafından kutsanması
İshak yaşlandığında gözleri görmez oldu. Ölmeden önce sevgili oğlu Esav'ı kutsamak istedi. Esav'dan kendisine güzel bir av eti yemeği hazırlamasını istedi. Esav avlanmaya gittiğinde Rebeka Yakup'a Esav'ın kıyafetlerini giydirdi.
Oğlak etinden güzel bir yemek yaptı ve Yakup'u Esav kılığında gönderdi. Yakup bedeni kardeşine nazaran kılsız olduğu için yakalanmaktan korkuyordu ancak İshak farketmedi. Giysilerini kokladı ve şöyle dedi:
"İşte oğlumun kokusu, sanki Rabbin kutsadığı kırların kokusu.
Tanrı sana göklerin çiyinden ve yerin verimli topraklarından bol buğday ve şarap versin. Halklar sana kulluk etsin, uluslar boyun eğsin. Kardeşlerine egemen ol, kardeşlerin sana boyun eğsinler. Sana lanet edenlere lanet olsun, seni kutsayanlar kutsansın."
Esav gelipte gerçek ortaya çıkınca İshak kandırıldığını anladı ancak sözünden dönmedi. Esav babasından kendisini de kutsamasını istedi. İshak, Yakub'u ona (Esav'a) egemen kıldığını belirtip şöyle dedi:
"Göklerin çiyinden, zengin topraklardan uzak yaşayacaksın. Kılıcınla yaşayacak, kardeşine hizmet edeceksin. Ama özgür olmak isteyince, onun boyunduruğunu kırıp atacaksın."
Esav babası ölene kadar bekleyip, daha sonra Yakup'u öldürmeye niyetlendi. Rebeka bunu öğrenince Yakup'u evden uzaklaştırmaya karar verdi. Zamanla Esav'ın onu affedeceğini düşünüyordu. İshak'a giderek Hitit kızlarını kötüledi ve Yakub'un Hititli bir kızla evlenmesini istemediğini söyledi.
Yakup'u Harran'da yaşayan kardeşi Lavan'ın yanına göndermelerini önerdi. İshak bunu makul bulup Yakup'a Kenan kızları ile evlenmesini istemediğini söyledi ve onu dedesi Betüel ve dayısı Lavan'ın yanına gönderdi. Lavan'ın kızlarından biri ile evlenmesini istiyordu.
Uğurlarken, Yakup'u tekrar kutsadı ve "üzerinde yabancı olarak yaşadığı bu toprakları tanrının ona bahşetmesini" diledi.
Esav, ebeveynlerinin Kenan kızlarından hoşnut olmadığını öğrenince amcası İsmail'in kızı Mahalat'ı karılarının üzerine kuma getirdi.
Yakup'un düşü
Yakup Beer-Şeva'dan ayrıldı. Yolda bir taşa başını yaslayıp uykuya daldı. Rüyasında yerden göğe uzanan bir merdiven gördü. Merdivenden melekler inip-çıkıyorlardı. Rabbi Yakup'a göründü ve şöyle dedi:
"Üzerinde yattığın toprakları sana ve soyuna vereceğim. Yeryüzünün tozu kadar sayısız bir soya sahip olacaksın. Doğuya, batıya, kuzeye, güneye doğru yayılacaksınız. Yeryüzündeki bütün halklar sen ve soyun aracılığıyla kutsanacak. Seninle birlikteyim. Gideceğin her yerde seni koruyacak ve bu topraklara geri getireceğim. Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım."
Yakup uyanınca başını koyduğu taşı zeytinyağı dökerek kutsadı ve anıt olarak dikti. Bulunduğu yerin Luz olan adını Beytelfü olarak değiştirdi ve oraya "göklerin kapısı" dedi. Daha sonra şöyle bir adak adadı:
"Tanrı benimle olur, gittiğim yolda beni korur, bana yiyecek, giyecek sağlarsa, babamın evine esenlik içinde dönersem, RAB benim Tanrım olacak. Anıt olarak diktiğim bu taş Tanrı'nın evi olacak. Bana vereceğin her şeyin onda birini sana vereceğim."
Yakup evleniyor
Yakup Harran'a ulaştı. Dayısı Lavan'ın yanında çoban olarak çalışmaya başladı. Dayısının Lea ve Rahel adında iki kızı vardı. Yakup Rahel'e aşık oldu. Lavan bir gün ne kadar ücret istediğini sorduğunda para yerine kızı Rahel'i istedi. Lavan, Rahel karşılığında yedi yıl çalışması gerektiğini söyledi. Yakup yedi yıl karın tokluğuna çalıştı.
Lavan büyük bir şölen verdi ve aynı gece kızı Lea'yı Yakup'a eş olarak gönderdi. Yakup Lea ile yattı ve kızın Rahel olmadığının farkına ancak sabah vardı. Dayısına neden böyle yaptığını sorduğunda, ablası varken küçük kızla evlenemeyeceği cevabını aldı. Anlaşmanın böyle olmadığını söyleyince Lavan yedi yıl daha çalışması koşuluyla diğer kızını da Yakup'a verdi.
Yakup'un çocukları
Yakup'un Rahel'i daha çok sevmesi Lea'yı çok üzüyordu. Tanrı onun bu üzüntüsünü gördü ve Yakup'a ardarda dört oğul doğurmasını sağladı. İsimlerini Ruben, Şimon, Levi ve Yahuda koydu. Artık Yakup'un kendisine daha çok bağlanacağını düşünüyordu.
Rahel kısırdı. Bu durum onu çok üzüyordu. Bir aile kurabilmek ümidiyle cariyesi Bilha'yı Yakup'a verdi. Yakup Bilha'dan Dan ve Naftali isimlerinde iki oğul sahibi oldu. Rahel bu duruma çok seviniyordu. Lea'da cariyesi Zilpa'yı Yakup'a verdi.
Yakup'un Zilpa'dan Gad ve Aşer isimlerinde iki oğul sahibi oldu. Lea, İssakar ve Zevulun adında iki oğul daha doğurdu ve toplamda Yakup'a altı oğul verdi. Lea'nın bir de kızı oldu ve ona da Dina adını verdi.
Rabbi Rahel'in dualarını kabul etti ve kısır olduğu halde ona bir oğul verdi.
Rahel oğlunun adını Yusuf koydu. (Yakup ileride Kenan ülkesine dönünce Rahel'den Bünyamin adında bir oğlu daha olacaktır.)
Yakup'un Paddan-Aram'dan kaçışı
Yakup 20 yıl hizmet ettikten sonra dayısı Lavan'ın yanından ayrılmak istedi. Yakup Lavan'ın malına mal kattığı için Yakup'u göndermek hiç işine gelmedi. Yakup bir şartla kalacağını söyledi. Benekli ve kara koyunlarını kendisine verirse, Yakup'ta mal mülk sahibi olabilecekti.
Lavan teklifi kabul etti ancak koyunların bir kısmını saklayarak Yakup'u kandırmaya çalıştı. Yakup da hayvanları güderken sadece güçlü hayvanları kendininkilerle çiftleştirdi ve kısa zamanda büyük bir sürü ve servet sahibi oldu. Lavan'ın serveti ise küçüldü.
Lavan'ın oğulları bu durumun farkına vararak Yakup'a diş bilemeye başladılar. Lavan'ın tutumu da değişti. Bunun üzerine Rabbi Yakup'a ülkesine dönmesini emretti. Yakup karılarını da kaçmaya ikna etti.
Rahel ve Lea babaları kendilerini sattığı için kaçmakta bir mahsur görmediler. Rahel babasının putlarını çaldı ancak bundan Yakup'un haberi yoktu. Lavan ve oğulları evden uzakta iken tüm malları ve köleleri ile yola çıktılar. Fırat Irmağı'nı geçip Gilat dağlık bölgesine geldiler.
Lavan ve oğulları peşlerine düştü. Yakup'un tanrısı Lavan'ın düşüne girerek Yakup'a kötülük yapmamasını söyledi. Bunun üzerine Lavan yetiştiği halde Yakup'a kötülük yapmadı. Putlarını neden çaldıklarını sorduğunda Yakup böyle bir şey yapmadığını, yapanın derhal öldürüleceğini söyledi.
Çadırları didik didik aradıkları halde Rahel putların yüklü olduğu devenin üzerinde oturduğu için putları bulamadılar. Rahel adet döneminde olduğu bahanesiyle babası geldiğinde dahi oturmaya devam etti.
Lavan ile Yakup yere taştan anıtlar diktiler ve bu anıtların şahitliğinde birbirlerine kötülük etmeyeceklerine yemin ettiler. Yakup ayrıca Lavan'ın isteğiyle başka kadınlarla evlenmeyeceğine ve Lavan'ın kızlarına iyi davranacağına da yemin etti.
Lavan kendi taşlarına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet veya Mispa adını verdi. Galet, "tanıklık yığını" anlamına gelir. Beraber yemek yedikten sonra Lavan kızları ve torunları ile vedalaştı ve evine geri döndü.
Kenan Ülkesi'ne ulaşır
Yakup Kenan Ülkesi'ne yaklaştığında ağabeyine haberciler gönderdi ve döndüğünü haber verdi. Esav'ın kendisini öldürmesinden korkuyordu. Esav'ın dört yüz adamla yola çıktığını öğrendi ve daha da çok korktu.
Mallarını, kölelerini ve adamlarını iki kervan halinde ayırdı. Bu sayede en azından birini kurtaracağını düşünüyordu. Esav'a önden hediye kervanları gönderdi. Bunların Esav'ı yumuşatacağını düşünüyordu.
Tanrıyla güreşi ve İsrail ismini alışı
Kervanları gönderdikten sonra bulunduğu yerde ailesi ile bir gece konakladı. Sabah Yabbuk Irmağı'nın sığ bir yerinden ailesini karşıya geçirdi. Kendisi arkada kalmış iken bir adamla karşılaştı.
Adamla güreşe tutuştu ve gün ağarıncaya kadar güreşmelerine rağmen yenişemediler. Adam yenemeyeceğini anlayınca Yakup'un uyluk kemiğini yerinden çıkarttı [5]. Yakup buna rağmen güreşi bırakmadı. Adam, "Bırak beni, bak gün ağarıyor" dedi.
Yakup kendisini kutsamadığı sürece bırakmayacağını söyledi. Bunun üzerine adam, "Senin adın "İsrail" olsun, çünkü Tanrıyla ve insanlarla güreşip yendin" dedi. Yakup Rabbi ile güreştiğini anladı ve canı bağışlandığı için bulunduğu yere Paniel adını verdi.
Ağabeyi Esav ile karşılaşması
Yakup Esav gelmeden önce cariyelerle çocuklarını en öne, Lea'yla çocuklarını arkaya, Rahel'le Yusuf'u da en arkaya dizdi. Karşılaştıklarında Yakup kendini yere atıp yedi kez yere kapandı. Esav onu kucakladı ve öpüştüler. Esav Yakup'u affetmişti.
Hediyelerini de geri vermek için çok uğraştı ancak Yakup zorla kabul ettirdi. Esav'ın yola beraber devam etme teklifini hayvanların çok yorgun olduğunu söyleyerek kibarca reddetti. "Efendim, lütfen sen kulunun önünden git. Ben hayvanlarla çocuklara ayak uydurarak yavaş yavaş geleceğim. Seir'de efendime yetişirim." dedi. Bunun üzerine Esav ayrıldı.
Yakup Şekem Kenti'ne geldi ve yerleştiği araziyi yüz gümüşe satın aldı. Orada El-Elohe-İsrail adında bir sunak kurdu.
Şekem Kenti'nde yaşananlar
Şekem Beyi Hivli Hamor'un oğlu Şekem, bir gün kırda gezerken Yakup'un kızı Dina'nın ırzına geçti. Yakup ve oğlu buna çok öfkelendiler ancak Hamor, oğlunun Dina'ya aşık olduğunu, başlık olarak ne isterse vereceğini söyledi.
Yakup'un oğulları tüm kentin erkekleri sünnet olmadıkça kızkardeşlerini vermeyeceklerini söylediler. Hamor, Yakup ve ailesinin çok zengin olduklarını, onları aralarına almanın Şekem Kenti için bir kazanç olduğunu söyleyerek halkını ikna etti.
Kentin tüm erkekleri toplu halde sünnet oldular. Bunu fırsat bilen Şimon ve Levi Hamor ve Şekem dahil, tüm erkekleri kılıçtan geçirdiler. Tüm kenti yağmalayıp kadınlara el koydular. Yakup oğullarına çok kızdı ve "Kenanlılarla Perizlileri bize düşman ettiniz", dedi.
Yakup'un tanrı tarafından "İsrail" olarak kutsanışı
Tanrı Yakup'a Beytel'e gitmesini ve orada ağabeyinden kaçarken gördüğü tanrıya bir sunak yapmasını emretti. Yakup beraberindekilere, "Yabancı ilahlarınızıatın" dedi, "Kendinizi arındırıp giysilerinizi değiştirin. Beytel'e gidelim. Sıkıntı çektiğim günlerde yakarışımı duyan, gittiğim her yerde benimle birlikte olan Tanrı'ya orada bir sunak yapacağım."
Herkesten putlarını ve küpelerini toplayıp Şekem yakınlarında bir fıstık ağacının altına gömdü. Yakup ailesi ve beraberindekilerle birlikte Luz-Beytel kentine geldi. Peşlerinden kimse gelmedi çünkü civar şehirlerde yaşayan halkı tanrı korkusu sarmıştı.
El-Beytel isminde bir sunak yaptı. Tanrı Yakup'a tekrar görünerek onu kutsadı; "Sana Yakup diyorlar, ama bundan böyle adın Yakup değil, İsrail olacak" diyerek onun adını İsrail koydu. "Ben her şeye gücü yeten Tanrı'yım" dedi. "Verimli ol, çoğal.
Senden bir ulus ve uluslar topluluğu doğacak. Kralların atası olacaksın. İbrahim'e, İshak'a verdiğim toprakları sana verecek, senden sonra da soyuna bağışlayacağım." Sonra tanrı Yakup'tan ayrılarak onunla konuştuğu yerden yukarı çekildi. Yakup Tanrı'nın kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.
Rahel ve İshak'ın ölümü
Beytel'den Efrat'a göçtüler. Hamile olan Rahel yolda sancılandı. Çocuğu doğurduktan sonra vefat etti. Rahel son nefesinde oğluna Ben-Oni adını verdi. Yakup çocuğun adını Benyaminfü (Bünyamin) koydu. Böylece 12 oğlu olmuş oldu.
Oğullarından Ruben, Yakup'un cariyesi Bilha ile beraber oldu. Yakup (İsrail) buna çok sinirlendi. Daha sonra Mamre'ye babası İshak'ın yanına gitti. İshak, 180 yaşında vefat etti. Esav ve İsrail onu toprağa verdiler.
Esav, çok zengin oldu.
Bir yabancı olarak yaşadığı bu yer davarlarına yetmeyince o diyarı terkederek Edom'a yerleşti. O bölgenin hakimi oldu. Ölümünden sonra da Edom'u onun soyundan gelenler yönettiler.
Yusuf'un başına gelenler
Yakup Kenan Ülkesi'nde yaşamaya başladı. En küçük oğulları Rahel'den olan Yusuf ve Bünyamin'di. Yusuf Yakup'un en sevdiği oğluydu. Kıskanç ağabeyleri tarafından önce ıssız bir kuyuya atıldı, sonra Midyan'lı İsmaili tüccarlarına satıldı. Mısır'a götürüldü.
Efendisinin hanımı tarafından ırzına geçmeye çalıştığı iftirasına uğradı ve zindana atıldı. Rüya yorumculuğu sayesinde zindandan kurtuldu, firavunun rüyasını yorumlayıp Mısır'a hükümdar oldu. Yıllar sonra, kıtlık esnasında kendisinden buğday satın almaya gelen kardeşleri ile tekrar bir araya geldi ve babasını yanına getirmeleri için araba ve hayvanlar gönderdi.
İsrailoğulları'nın Mısır'a yerleşmesi
Köle olarak geldiği Mısır'da yıllarca zindanlarda yatan, en sonunda da firavunun gözüne girip Mısır'a hükümdar olan Yusuf, kardeşlerinden babasını da alıp yanına yerleşmelerini istedi. Onları Mısır'ın en iyi bölgesine yerleştireceğini, Mısır'ın kaymağını yiyeceklerini söyledi.
Kenan ülkesindeki kıtlık çok şiddetlenmişti. Yakup (İsrail), Tanrı kendisine, "Mısır'a gitmekten çekinme. Soyunu orada büyük bir ulus yapacağım. Seninle birlikte Mısır'a gelecek, soyunu bu ülkeye geri getireceğim. Senin gözlerini Yusuf'un elleri kapayacak", deyince Mısır'a göçme konusunda ikna oldu.
İsrail ve İsrailoğulları, toplam 67 kişi (İsrail'in gelinleri hariç) tüm malları ile birlikte Mısır'a göçtüler. Yusuf'un Mısır'daki iki oğlu Manaşşe ve Efrayim'le beraber Mısır'daki İsrailoğulları nüfusu (İsrail dahil) tam yetmiş kişiydi. Yakup yaklaşık 130 yaşında idi.
İsrail'in oğullarına son sözleri
Yakup'un oniki oğlu yatağının başucunda toplandı. Yakup'un onlara son sözleri şunlardır:
‹‹Ruben, sen benim ilk oğlum, gücümsün, Kudretimin ilk ürünüsün, Saygı ve güç bakımından en üstünsün. Ama su gibi oynaksın, Üstün olmayacaksın artık. Çünkü babanın yatağına girip Onu kirlettin.
Döşeğimi rezil ettin. Şimon'la Levi kardeştir, kılıçları şiddet kusar. Gizli tasarılarına ortak olmam, toplantılarına katılmam. Çünkü öfkelenince adam öldürdüler, canları istedikçe sığırları sakatladılar. Lanet olsun öfkelerine, çünkü şiddetlidir. Lanet olsun gazaplarına, çünkü zalimcedir.
Onları Yakup'ta bölecek Ve İsrail'de dağıtacağım. Yahuda, kardeşlerin seni övecek, Düşmanlarının ensesinde olacak elin. Kardeşlerin önünde eğilecek. Yahuda bir aslan yavrusudur. Avından dönüp yere çömelir, aslan gibi, dişi bir aslan gibi yatarsın.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir? Sahibi gelene kadar Krallık asası Yahuda'nın elinden çıkmayacak, Yönetim hep onun soyunda kalacak, uluslar onun sözünü dinleyecek. Eşeğini bir asmaya, sıpasını seçme bir dala bağlayacak; Giysilerini şarapta, Kaftanını üzümün kızıl kanında yıkayacak.
Gözleri şaraptan kızıl, dişleri sütten beyaz olacak. Zevulun deniz kıyısında yaşayacak, liman olacak gemilere, sınırı Sayda'ya dek uzanacak. İssakar semerler arasında yatan güçlü eşek gibidir; Ne zaman dinlenecek iyi bir yer, hoşuna giden bir ülke görse, yüklenmek için sırtını eğer, angaryaya katlanır. Dan kendi halkını yönetecek, bir İsrail oymağı gibi.
Yol kenarında bir yılan, toprak yolda bir engerek olacak; Atın topuklarını ısırıp atlıyı sırtüstü düşüren bir engerek. Gad akıncıların saldırısına uğrayacak, ama onların topuklarına saldıracak. Zengin yemekler olacak Aşer'de, krallara yaraşır lezzetli yiyecekler yetiştirecek Aşer. Naftali salıverilmiş geyiğe benzer, Sevimli yavrular doğurur.
Yusuf meyveli bir dal gibidir, kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, filizleri duvarların üzerinden aşar. Okçular acımadan saldırdı ona. Düşmanca savurdular oklarını üzerine. Ama onun yayı sağlam, kolları esnek çıktı; Yakup'un güçlü Tanrısı, İsrail'in Kayası, Çobanı olan Tanrı sayesinde.
Sana yardım eden babanın Tanrısı'dır, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'dır seni kutsayan. Yukarıdaki göklerin ve aşağıdaki denizlerin bereketiyle, memelerin, rahimlerin bereketiyle O'dur seni kutsayan. Babanın kutsamaları ebedi dağların nimetlerinden, ebedi tepelerin bolluğundan daha yücedir;
Yusuf'un başı üzerinde, kardeşleri arasında önder olanın üstünde olacak. Bünyamin aç kurda benzer; sabah avını yer, akşam ganimeti paylaşır.››
Ölümü
İsrail oniki oğlunu uygun biçimde kutsadı. Kendisini Kenan Ülkesi'ndeki Makpela Tarlası'ndaki mağaraya gömmelerini istedi. İbrahim o mağarayı mezar yapmak üzere Hitit'lilerden satın almıştı.
Yakup oğullarına verdiği buyrukları bitirince, ayaklarını yatağın içine çekti, son soluğunu vererek 147 yaşında halkına kavuştu.
Yakup'un mumyalanması kırk gün sürdü. Yusuf Firavun'dan Kenan Ülkesi'ne gidip babasını toprağa vermek için izin aldı.
Saray halkı ve Mısır'ın bütün ileri gelenleri cenazeye katıldılar. Şeria Nehri doğusunda ağıt yaktılar. Bu yere Mısırlıların Çayırı anlamında Misrayim adı verildi. Yakup arzusu üzerine Makpela Tarlası'ndaki mağaraya defnedildi..
Yusuf (Peygamber)
Yusuf, efendisi Potifar'ın eşinden kaçarken, Philipp Veit'in eseri
Yusuf (Arapça: يوسف/Yusuf, İbranice: יוֹסֵף/Yosef), İbrani din büyüğü ve atası [1]. İslamiyet'e göre peygamberdir. Yakup'un (İsrail) oniki oğlundan en küçüğünün (Bünyamin) bir büyüğüdür.
İsrailoğulları'nı meydana getiren oniki boydan birinin başıdır.
Büyükbabası İshak, büyük-büyükbabası İbrahim'dir. Yakup'un en sevgili eşinden olan en sevgili oğludur. Tanah'a göre Yakup tarafından Yusuf'a rengarenk bir kaftan hediye edilmiştir. Yusuf'a Tanrı tarafından rüyaları yorumlama ilmi bahşedilmiştir. Kıskanç ağabeyleri tarafından önce kuyuya atılmış, sonra Mısır'lılara köle olarak satılmıştır.
Musevi ve İslami kaynaklardaki Yusuf bahsi büyük benzerlik göstermektedir. Hristiyanlık'taki bahsi Musevilikteki ile aynıdır. Tanah ve Eski Ahit'in Yaratılış (Tekvin) kısmı ile Kur'an'da Yusuf Suresi'nde Yusuf'un yaşam hikayesi anlatılır.
Musevi ve Hristiyan kaynaklarında
Yusuf'un hikayesi Musevi dini kitabı Tanah'ın Tevrat (Tora) bölümünün Yaratılış (Tekvin) kısmında anlatılır. Yaratılış kısmı Eski Ahit'te de bulunduğu için Yusuf bahsi Hristiyanlıkta Musevilikteki ile aynıdır.
Yusuf'un annesi, babası ve kardeşleri
Yusuf doğmadan uzun yıllar önce babası Yakup ikizkardeşi Esav'ı ve babası İshak'ı kandırarak, ama olan babasının kardeşi yerine kendisini kutsamasını sağladı. Durum ortaya çıkınca Esav'ın kendisini öldürmesinden korkarak Kenan Ülkesi'ni terketti ve Harran'a, dayısının yanına geldi.
Dayısı Lavan'ın yanında çoban olarak çalışmaya başladı. Dayısının Lea ve Rahel adında iki kızı vardı. Yakup Rahel'e aşık oldu. Karşılığında herbir kız için yedişer yıl çalışmak koşuluyla dayısı iki kızını da Yakup'a verdi.
Yakup'un Lea'dan Ruben, Şimon, Levi, Yehuda, İssakar ve Zevulun isimlerinde altı oğlu oldu. Sevgili eşi Rahel kısırdı. Rahel'in cariyesi Bilha'dan Dan ve Naftali isimlerinde iki oğlu oldu. Lea'nın cariyesi Zilpa'dan Gad ve Aşer isimlerinde iki oğlu oldu. Tanrı Rahel'in dualarını kabul etti ve kısır olduğu halde Yusuf'u doğurdu.
20 yıl çalıştıktan sonra Yakup mallarını ve ailesini alarak dayısının yanından kaçtı. Kenan Ülkesi'ne dönerken Tanrı ile güreşti ve İsrail ismini aldı. Geri döndüğünde kardeşi Esav onu affetti.
Burada Rahel bir oğul daha doğurdu ve doğum esnasında hayatını kaybetti. En küçük oğlunun adını Bünyamin koydu. Böylece Yakup'un ileride İsrailoğulları'nı meydana getirecek olan oniki oğlu olmuş oldu.
Yusuf'un düşleri
Yusuf doğduğunda Yakup oldukça yaşlıydı. Ağabeylerinden çok küçük olan Yusuf'a özel bir düşkünlüğü vardı. Yusuf'a upuzun, rengarenk bir kaftan yaptırmıştı. Ağabeyleri Yusuf'u çok kıskanıyorlardı. Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.
Yusuf onyedi yaşına girdi. Ağabeyleri ile birlikte babasının sürülerini güdüyor, ağabeylerinin yaptıklarını babasına anlatıyordu.
Yusuf birgün bir rüya gördü. Rüyasında kardeşleri ile birlikte tarlada demet bağlıyordu.
Birden Yusuf'un demeti ayağa dikildi ve kardeşlerinin demetleri Yusuf'unkinin önünde eğildiler. Yusuf bu rüyayı anlattığında kardeşleri ondan bir kat daha nefret ettiler.
Yusuf bir rüya daha gördü. Bu rüyasında güneş, ay ve on bir yıldız Yusuf'un önünde eğildiler. Bu rüyayı anlattığında babası da sinirlendi. "Ne biçim düş bu?" dedi, "Ben, annen, kardeşlerin gelip önünde yere mi eğileceğiz yani?".
Kuyuya atılması ve köle olarak satılması
Kardeşlerinin Yusuf'u kıskanması babası İsrail'in de aklına takılmıştı ancak bu konuda bir şey yapmadı. Kardeşleri Dotan'a sürüleri otlatmaya gittikleri birgün Yusuf'u öldürme planları Yaptılar. Babaları Yusuf'u arkalarından yanlarına gönderdi.
Ağabeylerinin ne yaptıklarını kendisine anlatmasını tembihledi. Ağabeyi Ruben Yusuf'a kıyamadı ve onu ıssız bir yerdeki susuz kuyuya atmalarını tavsiye etti. Sonradan gidip onu kurtarmayı planlıyordu. Bu plan diğerlerinin aklına yattı. Renkli kaftanını çıkarıp Yusuf'u kuyuya attılar ve yemeğe oturdular.
Bir süre sonra Mısır'a giden bir Midyan ticaret kervanı gördüler. Yehuda, "Yusuf ne de olsa kardeşimizdir, canına kıymayalım. Gelin onu İsmailoğulları'na satalım", dedi.
Yusuf'u kuyudan çekip çıkardılar ve yirmi gümüşe Midyan'lı İsmailoğulları'na sattılar. Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler. Yakup Yusuf'u vahşi bir hayvanın parçaladığını düşündü ve günlerce ağlayarak yas tuttu. Elbiselerini parçalayarak beline çul sardı.
Oğulları ve kızları denedilerse de onu avutamadılar.
Bu arada Medyenlılar da Yusuf'u Mısır'da firavunun bir görevlisine, muhafız birliği komutanı Potifar'a sattılar.
Yusuf zindana düşer
Yusuf efendisi Potifar'ın evinde kalıyordu. Yaptığı her işte başarılı oluyordu. Potifar'ın evinin de bereketi artmıştı. Muhafız komutanı Potifar Yusuf'un tanrının özel bir kulu olduğunun farkına vardı. Onu malikanesindeki herşeyden sorumlu kıldı.
Yusuf oldukça yakışıklı bir genç olmuştu. Efendisinin eşi Yusuf'a göz koydu ve onunla beraber olmak istedi. Yusuf kendisine bunca iyilik yapan efendisine bu kötülüğü yapmayacağını ve tanrının buyruğuna karşı gelmeyeceğini söyleyerek karşı çıktı.
Kadın elbisesini tutunca Yusuf elbiseyi bırakarak odadan çıktı. Kadın Yusuf'un kendisiyle yatmaya çalıştığını, çığlık atınca da elbisesini bırakıp kaçtığını söyleyerek iftira attı. Efendisi Yusuf'u zindana attırdı.
Zindanda rüya yorumculuğu yapar
Zindancıbaşı Yusuf'tan hoşnut kaldı ve onu diğer tutukluların başı yaptı. Zindancıbaşı her türlü sorumluluğu Yusuf'a verdi. Yusuf tanrının izni ile herşeyde başarılı oluyordu.
Bir süre sonra Firavun'u kızdıran sarayın baş sakisi ve fırıncıbaşısı zindana atıldılar. Yusuf onların hizmetine verildi. Her ikisinin de keyifsiz olduğu birgün Yusuf nedenini sordu. İkisi de bir önceki gece birer rüya gördüklerini ve yorumlayacak kimse olmadığını söylediler.
Yusuf, "yorum tanrıya özgüdür" dedi ve rüyalarını anlatmalarını istedi.
Baş saki rüyasında üç asma çubuğu gördüğünü, tomurcuklar açar açmaz salkım salkım üzüm verdiklerini, üzümleri firavunun kasesine sıktığını ve firavuna sunduğunu gördüğünü söyledi.
Yusuf baş sakinin üç gün içerisinde zindandan kurtulacağını ve eski görevine iade edileceğini söyledi. Sakinin kurtulduktan sonra kendisini unutmamasını ve yardım etmesini istedi. Haksız yere ülkesinden uzaklaştırıldığını ve zindana düştüğünü söyledi.
Fırıncıbaşının rüyası ise şöyleydi. Fırıncıbaşı başının üstünde üç sepet beyaz ekmek taşıyordu. En üstteki sepette firavun için pişirilmiş pastalar vardı. Kuşlar sepetteki pastaları yiyorlardı. Yusuf fırıncıbaşıya üç gün içerisinde asılacağını ve başının etini kuşların yiyeceğini söyledi.
Üç gün sonra Firavun'un doğumgünü partisi vardı. Firavun baş sakiyi affetti ve görevine iade etti, fırıncıbaşıyı ise astırdı. Ancak baş saki Yusuf'un kendisine yardım etmesi konusunda söylediklerini anımsamadı.
Firavun'un rüyası
Yusuf zindanda iki yıl daha geçirdi. Tam iki yıl sonra firavun bir düş gördü. Rüyasında Nil Nehri'nin kıyısında duruyordu. Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar.
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı. Irmağın kıyısında öbür ineklerin yanında durdular. Çirkin ve cılız inekler güzel ve semiz yedi ineği yiyince, firavun uyandı. Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü. Bir sapın ucunda yedi güzel ve dolgun başak bitti. Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.
Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular.
Firavun uyandığında çok kaygılandı. Mısır'daki tüm bilge ve büyücüleri çağırdı ancak kimse düşü yorumlayamadı. Birden baş saki Yusuf'u hatırladı ve zindanda başlarından geçenleri firavuna anlattı. Firavun Yusuf'u huzuruna çağırttı ve rüyasını yorumlamasını emretti.
Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi. Bolluk süresince ülkedeki ürünlerin beştebirini depolamasını tavsiye etti. Benzer rüyaların iki kere görünmesinin ise tanrının kesin kararını verdiğinin ve en kısa zamanda uygulamaya geçeceğinin göstergesi olduğunu söyledi. Bilgili bir adam bulup Mısır'ın başına geçirmesini tavsiye etti.
Yusuf'un Mısır'a hükümdar oluşu
Yusuf'un söylediklerinden çok etkilenen ve onun bilgeliğine hayran kalan Firavun, mühür yüzüğünü parmağından çıkarıp Yusuf'un eline taktı. Onu tüm Mısır'a ve saraya hükümdar atadı. Yusuf hükümdar olduğunda 30 yaşındaydı. Yusuf Mısır'da Firavun'dan sonra ikinci adam oldu.
Kıtlık yılları gelmeden önce toplayabildiği kadar tahıl toplayıp depoladı. On Kenti'nin kahini Safenat-Paneah'ın kızı Asenat ile evlendi. Asenat'tan Manaşşe ve Efrayim isminde iki oğlu oldu.
Kardeşleriyle biraraya gelişi
Yedi yıllık bolluk sona erince şiddetli bir kıtlık başgösterdi. Kıtlık civar ülkelere de yayıldı. Herkes Yusuf'tan buğday satın almaya başladı. Yusuf'un babası Yakup'ta on oğlunu Mısır'a tahıl satın almaya gönderdi. En küçük oğlu Bünyamin'i, Yusuf gibi başına bir şeyler gelmesinden korktuğu için göndermedi.
Yusuf ağabeylerini tanıdı ancak onlar Yusuf'u tanımadılar. Yusuf onlara bir oyun oynamaya karar verdi. Mısır'a casusluk amacıyla geldiklerini iddia etti ve hayat hikayelerini anlattırdı. Ağabeyleri Bünyamin'den bahsedince, onu da getirmelerini emretti. Ağabeyleri bu başlarına gelenlerin Yusuf'a yaptıklarının cezası olduğunu düşündüler.
Kendi aralarında İbranice konuşurlarken Mısır'lı zannettikleri Yusuf'un onları anladığını bilmiyorlardı. Yusuf Ağabeyi Şimon'u tutsak olarak bırakmalarını söyledi ve diğerlerini tahıl vererek geri gönderdi. Tahıl için verdikleri paralarını da gizlice tahılların arasına saklattı. Ağabeyleri ayrılınca bir kenarda gizlice ağladı.
Yolda paraları bulan ağabeylerinin korkusu bir kat daha arttı. Eve varınca Yakup'a Mısır hükümdarının Bünyamin'i de görmek istediğini söylediler. Yakup bu fikre şiddetle karşı çıktı. Önce Yusuf'u sonra Şimon'u kaybettiğini, şimdi de Bünyamin'i kaybedeceğini söyledi.
Ancak kıtlık iyice şiddetlenince onları tahıl almaları için yeniden göndermeye karar verdi ve gönülsüz olarak Bünyamin'i de götürmelerine razı oldu. Yanlarına ülkenin en iyi ürünlerinden hediye paketleri verdi. Torbalarda buldukları parayı geri götürmelerini söyledi. Yeni alacakları tahıl için de iki kat para verdi. Tanrı'dan Mısır'ın hükümdarına merhamet vermesini diledi.
Kardeşleri Yusuf'u görünce önünde yerlere kapandılar. Yusuf onları yemeğe davet etti. Kendisiyle aynı anneden olma küçük Bünyamin'i görmek çok dokunmuştu. Odadan çıkıp gizlice ağladı. Yemek esnasında kardeşleri Yusuf'un karşısında büyükten küçüğe sıralandılar.
Normalde Yusuf'la beraber yemek yiyen Mısır'lı heyete ayrıca servis yapıldı zira Mısırlılar İbrani'lerle beraber yemek yemeyi iğrenç buluyorlardı. Yemekte Bünyamin'e diğerlerinden beş kat fazla yiyecek servisi yapıldı.
Ertesi gün kardeşlerinin torbalarına tahıl doldurttu. Bünyaminin torbasına ise şarap içtiği ve fal baktığı gümüş kasesini ve tahılın parasını saklattı. Kardeşleri yola çıktıklarında kahyasını gönderip onları durdurttu ve hırsızlıkla itham etti.
Kardeşleri hırsız aralarından biri ise onu öldürmelerini, diğerlerini köle almasını söylediler. Yusuf bunun yerine hırsızı köle alacağını, diğerlerini salacağını söyledi. Torbalar aranınca kase ve paralar Bünyamin'in torbasında çıktı. Yehuda, Bünyamin yerine kendisini köle olarak alması için Yusuf'a yalvardı. Yaşlı babalarının Yusuf'tan sonra Bünyamin'in de acısına dayanamayacağını söyledi.
Yusuf huzurundaki Mısırlıları odadan çıkardı. Kardeşlerinin önünde hıçkıra hıçkıra ağladı ve yıllar önce köle olarak sattıkları Yusuf olduğunu söyledi. Yusuf'un kardeşleri ile biraraya geldiğini duyan firavun çok sevindi ve Yusuf'a tüm ailesini Mısır'a getirmesini, onlara Mısır'ın en güzel yerlerini vereceğini söyledi.
Yusuf yanlarına elbise, para ve tahıl vererek kardeşlerini ülkelerine geri yolladı. Babasını da alıp gelmelerini söyledi.
Kardeşleri eve dönüp olanları Yakup'a anlattılar. Gece rüyasında Tanrı Yakup'a "Mısır'a gitmekten çekinme. Soyunu orada büyük bir ulus yapacağım. Seninle birlikte Mısır'a gelecek, soyunu bu ülkeye geri getireceğim. Senin gözlerini Yusuf'un elleri kapayacak," dedi.
Yakup (İsrail) ve İsrailoğulları'nın Mısır'a yerleşmesi
Yakup, tüm ailesi ve tüm malları ile Yusuf'un gönderdiği arabalara binerek Mısır'a göçtü. Oğullarının eşleri hariç toplam 70 kişiydiler. Yusuf Firavun'a hayvancılık yaptıklarını söylemelerini öğütledi. Yusuf malları ile birlikte geldiklerini söyledi, bu sayede Goşen'e yerleşebileceklerini ümit ediyordu.
Zira Mısır'lılar çobanlardan iğrenirlerdi. Firavun onları ülkenin en iyi yerine, Goşen'deki Ramses bölgesine yerleştirdi. Aralarından becerikli olanları da sarayın sürülerinden sorumlu yaptı. Bu sırada Yakup 130 yaşındaydı.
Kıtlık iyice şiddetlendi. Halk elinde avucunda ne varsa Yusuf'a getirip tahıl yiyecek satın alıyordu. Zamanla halkta para kalmadı. Yusuf halka hayvanları karşılığında yiyecek vermeye başladı.
Hayvanlar da bitince arazileri ve canları karşılığında yiyecek vermeye başladı. Yusuf Mısır halkını tamamen köleleştirdi. Bu durum sadece kahinleri etkilemedi zira onlar devletten maaş alıyorlardı.
İsrail'in ölümü
Yusuf babası Yakup'un hastalandığını duydu. Oğullarını alarak babasının yanına gitti. Yakup, "Atalarım İbrahim'in, İshak'ın hizmet ettiği, Bugüne dek yaşamım boyunca bana çobanlık eden Tanrı, beni bütün kötülüklerden kurtaran melek bu gençleri kutsasın! Adım ve atalarım İbrahim'le İshak'ın adları bu gençlerle yaşasın! Yeryüzünde çoğaldıkça çoğalsınlar.›› diyerek torunlarını kutsadı.
Ancak sağ elini Manaşşe yerine küçük olan Efrayim'in başına koydu. Yusuf babasını uyarınca Yakup, durumun farkında olduğunu ancak Efrayim'den daha büyük bir halk olacağını söyledi. Böylece Efrayim'i Manaşşe'nin önüne geçirmiş oldu. Yakup daha sonra oğullarına son sözlerini söyledi ve 147 yaşında öldü. Vasiyeti üzerine Kenan Ülkesi'nde toprağa verildi.
Yusuf'un ölümü
Babaları İsrail ölünce Yusuf'un kardeşlerini bir korku sardı. Daha önce yaptıkları kötülük nedeniyle kendilerinden intikam almasından korkuyorlardı. Bu nedenle İsrail'in ölmeden önce Yusuf'tan kardeşlerini affetmesini istediği yalanını uydurdular.
Yusuf gönüllerini ferah tutmalarını söyledi. "Ben Tanrı mıyım? Korkmayın, size de çocuklarınıza da bakacağım," dedi.
Yusuf 110 yıl yaşadı. Torunlarının torunlarını gördü. Ölmeden önce yakınlarına, "Ben ölmek üzereyim," dedi, "ama Tanrı kesinlikle size yardım edecek; sizi İbrahim'e, İshak'a, Yakup'a ant içerek söz verdiği topraklara götürecek."
Sonra onlara ant içirerek, "Tanrı kesinlikle size yardım edecek" dedi, "O zaman kemiklerimi buradan götürürsünüz." Yusuf Mısır'da mumyalanıp bir tabuta kondu.
İslam'a göre
Yusuf İslamiyete göre peygamberdir. Hayat hikayesi Yusuf Suresi'nde kısaca anlatılır. Kur'an'daki hikayesi Tevrat'takiyle paraleldir. Kur'an'da bahsedilmeyen ayrıntılar İslam alimleri tarafından açıklanmıştır.
Yusuf konusunda Kur'an ile Tevrat'taki farklı noktalar
Kur'an da babasının Yusuf'a verdiği uzun renkli kaftandan sözedilmez.
Kur'an'a göre Yusuf "güneş, ay ve on bir yıldızı kendisine secde ederken gördüğünü" kardeşlerinden önce babasına söyler ve babası onu bu rüyayı kardeşlerine anlatmaması konusunda tembihler.
Aksi takdirde ona tuzak kuracaklarını söyler. Kur'an'da Yusuf'un diğer rüyasından bahsedilmez.
Kardeşleri kıra gittikleri birgün Yusuf'u da yanlarında götürmek isterler ancak Yakup onu bir kurdun yemesinden korktuğunu söyler. Daha sonra ikna olur ve gitmesine izin verir.
Tevrat'ta ise ağabeylerinin neler yaptıklarını kendisine haber vermesi için Yakup tarafından gönderilir. Kardeşleri onu öldürmeyi planladıklarında aralarından biri kuyuya atmayı önerir. Kur'an'da ismi verilmeyen bu kardeş Tevrat'a göre Ruben'dir ve Yusuf'u kurtarmaya çalışmaktadır.
Kur'an'da Ruben'in onu kurtarmaya çalıştığından bahsedilmez. Aksine birilerinin Yusuf'u alıp götürmesini dilediği belirtilir.
Kardeşleri Yusuf'un kanlı gömleğini Yakup'a getirirler ve onu bir kurdun yediğini söylerler. Tevrat'a göre ise kardeşleri "Bunu bulduk" diyerek Yusuf'un renkli kaftanını getirmiş, kurt yemiş olabileceği teşhisini Yakup koymuştur.
Yusuf'un kuyuda kimler tarafından bulunduğu Kur'an'da belirtilmez. Ağabeylerinin onu kuyuda terkettiği belirtilir. Tevrat'a göre ise onu Midyan'lı İsmailoğulları'na[2] satmışlardır.
Yusuf'un köle olarak satıldığı evde hanımı onunla birlikte olmak ister ve Yusuf kaçarken gömleğini arkadan yırtar. Gömlek önden değil de arkadan yırtıldığı için efendisi Aziz, Yusuf'a inanır ancak dedikodudan korkarak onu zindana attırır. Tevrat'ta ise Yusuf elbisesini bırakarak kaçmıştır ve efendisi muhafız birliği komutanı Potifar, hanımına inanır.
Kur'an'da zindan arkadaşlarının kimliklerinden bahsedilmez. Yusuf onları Allah'a inanmaya davet eder.
Kur'an'a göre firavunun rüyasını eski zindan arkadaşı zindana gelerek Yusuf'a anlatır ve yorumlamasını ister. Tevrat'ta ise Yusuf Firavun'un huzuruna çıkarak yorumlar.
Rüya ve yapılan yorum paralel olmakla beraber ufak farklılıklar vardır.
Kardeşleri Yusuf'un huzuruna çıktığında geçen olaylar Kur'an'da anlatılmaz. Kardeşleri torbalarında paralarını bulunca bununla yeniden erzak almak isterler. Tevrat'ta ise parayı geri getirerek iade ederler. Yeni erzak için de iki misli para getirirler.
Kur'an'a göre emniyet tedbiri olarak Mısır'a herbiri ayrı kapılardan girerler. Tevrat'ta bundan bahsedilmez.
Kur'an'a göre Mısır'dan ayrılırlarken torbalarına saklanan değerli şey kralın su maşrapasıdır.
Tevrat'a göre ise Yusuf'un fal baktığı gümüş şarap kasesidir.
Kur'an'a göre Yusuf, Bünyamin'e gizlice ağabeyi olduğunu açıklar. Diğerleri sonradan onun Yusuf olduğunu anlarlar. Tevrat'ta ise Yusuf toplu halde hepsine açıklar.
Kur'an'a göre Yakup'un gözleri Yusuf'un acısından boz olur. Yusuf onu iyileştirmek için gömleğini gönderir. Yakup'un gözleri açılır. Tevrat'ta bundan bahsedilmez.
Çıkış (Tevrat)
Çıkış, Mısır'dan Çıkış ya da Şemot, Tanah ve Eski Ahit'in ilk beş kitabı olan Tevrat'ın ikinci kitabı. Toplam 40 baptan oluşur. On Emir bu kitabın 20. babında yer almaktadır.
İsrailoğulları'nın Musa önderliğinde Mısır'daki kölelikten kaçışlarını, Musa'nın Kızıldeniz'i ikiye bölmesini, Kızıldeniz'i geçmelerini ve On Emir'in gelişini anlatır.
On Emir
Teksas Eyalet Merkez binası önündeki On Emir anıtı
On Emir (Arapça: وصايا عشر, Klasik İbranice: עשרת הדברים Aseret ha-Dvarîm, İbranice: עשרת הדברות Aseret ha-Dibrot, Latince: Decalogus), dini inanışa göre, Musa'ya Sina Dağı'nda Tanrı tarafından 2 taş tablet üzerinde verildiği söylenen bir dizi dini ve ahlaki yaptırımlardır. Emirler, Tevrat Çıkış (Exodus) / Bap 20'de yer almaktadırlar:
1. Karşımda başka ilahların olmayacak.
2. Kendin için oyma put, yukarda göklerde olanın, yahut aşağıda yerde olanın, yahut yerin altında sularda olanın hiç suretini yapmayacaksın, onlara eğilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin.
3. Yehova'ın Rab'in ismini boş yere ağıza almayacaksın.
4. Sebt gününü takdis etmek için onu hatırında tutacaksın. Altı gün işleyeceksin ve bütün işini yapacaksın, fakat yedinci gün Allah'ın Rab'e Sebttir. Sen ve oğlun ve kızın, kölen ve cariyen ve hayvanların ve kapılarında olan garibin hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü Rab gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün şeyleri altı günde yarattı.
5. Babana ve anana hürmet edeceksin.
6. Katletmeyeceksin.
7. Zina etmeyeceksin.
8. Çalmayacaksın.
9. Komşuna karşı yalan şehadet etmeyeceksin.
10. Komşunun evine tama etmeyeceksin, komşunun karısına, yahut kölesine, yahut cariyesine, yahut öküzüne, yahut eşeğine, yahut komşunun hiçbir şeyine tamah etmeyeceksin.
Kuran'da 10 Emir nasıl geçiyor?
Evamir-i Aşere de denilen 10 emir, Kuran'da Bakara suresi 83-84. ayetlerde anlatılır:
83. ayet: "Bir vakit İsrailoğullarından söz alıp: 'Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Anaya babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin, insanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekatı verin" demiştik. Sonra pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Hala da yüz çevirmektesiniz."
84. ayet: "Hani sizden, birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi ülkenizden çıkarmayın diye söz almıştık, siz de bunu kabul etmiştiniz. Buna siz de şahitlik edersiniz."
Levililer (Tevrat)
Levililer, Kitab-ı Mukaddes'in ilk bölümü olan Eski Ahit'in ilk beş kitabı olan Tevrat'ın üçüncü kitabı. Toplam 27 baptan oluşur.
Yunanca'da "Levililer" anlamına gelen Levitikos kökünden gelir [1]. İbranice adı olan Va-Yikra "Ve çağırdı" anlamındadır.
Yahudi gelenekleri, insan ilişkileri, ebeveyn-çocuk ilişkileri, bayramlar, oruç günleri ve kurbanlarla ilgili kurallar anlatılır.
Harun (peygamber)
Harun (Arapça: هارون, İbranice: אַהֲרֹן Aaron), İbrahimi dinlere göre peygamberdir. Kur'an'a göre Musa peygamberin abisidir. İsrailoğullarına peygamber olarak gönderilmiştir. Allah Musa peygamberin isteği üzerine abisi Harun'u kendisine yardımcı tayin etmiştir.
Sayılar (Tevrat)
Sayılar (Çölde Sayım), Tanah ve Eski Ahit'in ilk beş kitabı olan Tevrat'ın dördüncü kitabı. Toplam 36 baptan oluşur.
Latince'de "sayı" anlamına gelen Numerus kelimesinden gelir [1]. İbranice adı olan Ba-Midbar "çölde" anlamına gelir.
İsrailoğulları'nın Musa önderliğinde Mısır'dan kaçtıktan sonra çölde başlarına gelenleri anlatır.
Sina Dağı Mısır
Sina Dağı (Arapça: جبل موسى), Mısır'da Sina Yarımadası'nda yer alan 2,285 metre yükseklikte bir dağdır. Dinler tarihinde de önemli yer vardır. Kurak yarımadadaki 2,637 metrelik Aziz Katerina Dağı'ndan sonraki en yüksek ikinci dağıdır.
Dinler tarihi: Sina Dağı, Tevrat'a göre, Musa Peygamber öncülüğündeki İsrailoğulları'nın (İbraniler) Mısır'dan çıkarken durdukları, Musa'nın Allah ile konuştuğu ve On Emir'i aldığı yerdir.
Ayrıca sina dağı Musaya Tanrı tarafından (inanışa göre) Tanrının yazdığı iki taş levhanın Musa'ya verildiği yer olarakta bilinmektedir. Ayrıca Musa Sina dağında elde ettiği ettiği öğeleri ahit sandığı adı verilen bir gizemli sandığa koymuştur. Bu gizemli sandık tahminlere göre Antakya Mağarasında bulunmaktadır ve bu sandığı Mehdi çıkaracaktır.
Tesniye (Tevrat)
Tesniye (Yasa'nın Tekrarı), Kitab-ı Mukaddes'in ilk bölümü olan Eski Ahit'in ilk beş kitabı olan Tevrat'ın beşinci kitabı. Toplam 34 baptan oluşur. Yunanca'da "İkinci" anlamına gelen Deuteros ve "yasa" anlamına gelen -nomos kelimelerinden türemiştir.
Devarim İbranice "Sözler" demektir.
Kitap, adını Musa'nın sözlerinden alır. On Emir'in önemli noktalarını tekrar vurgular ve diğer Musevi yasalarını kapsar.